Tuesday, September 16, 2008

Kafa Yapıcı İzmir Havası

Ünlü Yunan şair Yorgo Seferis, İzmir doğumluydu. Yüzyılın tam başında, 1900 yılında doğmuştu. 1922’de Yunanlıların İzmir’den bozguna uğrayarak ayrılmaları ve evinin bir anda ‘öteki’ kıyıda kalması genç şairi çok etkileyecek, şair ancak 28 yıl sonra tekrar memleketinde, İzmir’de olabilecekti. “Cumartesi, 1 Temmuz 1950. Hava kararırken yaklaşıyoruz İzmir’e. Bu meltem, kırların bu görünüşü ve bitkilerin kokusu: hepsi böylesine bildik.”Çok özel, ama hüzünlü bir buluşma...
Kırıka’nın yeni ve ilk albümü “Kaba Saz”da, Seferis’in yıllar sürmüş olan hasretine tercüman olabilecek bir şarkı var. ‘Sonbahar’da İzmir’e Özlem’de, şair Mustafa Kamil Gök “Titretiyor içimi yıllar var ki özlemin / Rüyalarımı süsler mavi gözlü körfezin / Çiğdemlidir dağların / Mor sümbüllü bağların” diye sesleniyor bu şarkıda.
Kırıka, benim ismini iki-üç yıl önce Karaburun Şenliği’nde duyduğum bir topluluk ama geçmişleri bu kadar kısa değil. İstanbul Blues Kumpanyası’ndan da hatırlanabilecek müzisyen Salih Nazım Peker’in öncülüğündeki Kırıka (feat. Sarp Keskiner) ilk albümünü kısa süre önce çıkardı. “Kaba Saz” albümünde bas gitarı Hasan Devrim Kınlı, davulu Replikas ve başka projeleriyle tanınan Orçun Baştürk, trombon ve neyi ise Murat Ferhat Yegül çalıyor. Katkıda bulunan müzisyenlerin sayısı da az değil.
Kırıka, kısaca İzmir havaları çalıyor ve bunu büyük bir keyif ve samimiyetle yapıyor. Aralarda Batı müziğinin de iyi özümsendiğini gösteren dokunuşlar, yürüyüşler ve melodiler var. Bazen folk, bazen rock, bazen de caz duyuluyor albümde; ama esas olarak “of”lu, “aman”lı, nefesli, efeli İzmir havaları... Belki biraz uzun bir alıntı olacak ama Salih Nazım, yaptıkları müzik hakkında şunları söylüyor: “Esin kaynaklarımız, 19. yüzyılda ortaya çıkan ve 20. yüzyılın ortalarına dek yaşayan Osmanlı popüler şehir musikisidir. Biz buna şehirli halk müziği de diyebiliriz. Meyhane şarkıları, eğlenceli fasıllar, karagöz müzikleri ve şehir türküleri... Form olarak da çiftetelli, karşılama, sirto, kasap havası... Hatta geç Osmanlı döneminin kanto macerasını da düşünürsek tango ve vals de eklenebilir. İşte bu noktada Osmanlı popüler şehir musikisinin bir devamı olarak başlayan, ama daha sonra kendi özgün yolunda oldukça derinleşmiş bir müzik tarzı olarak Yunanistan’ın rebetiko-laiko şarkı geleneği bize yol gösterici olmuştur. Komşumuz Yunanistan’da zeibekiko adıyla anılan zeybek, bizde olduğunun aksine sadece folklora hapsedilmemiş, popüler şarkıların da modern bir formu olarak kullanılmış ve modern hayatta tekrar tedavüle girmiştir.”
Salih Nazım’ın vokal yapıp, bağlama, cura, elektro saz, cümbüş, lavta, ve buzuki çaldığı albümü ‘Dokumacı Örümcek’ şarkısı harekete geçiriyor. Rock arpejlerini anımsatan girişiyle ‘Kaba Saz’ bittiğinde, hele bir de kalbinizin bir köşesinde İzmir varsa, içiniz ışıldayacaktır. Rembetiko’ya yakın ‘Dert Gemisi,’ acılı ‘İspirtocu Saim’, sarhoş ‘Bir Sır Var Gülüşünde’; hepsi keyifli, sıcak besteler. Tanburi Cemil Bey’in ‘Rast Zeybek’inin yanı sıra albümde trombonlu ve hüzünlü bir tango da var: ‘Yıllar Geçti.’
Doğduğu şehirden koparılmak İzmirli şair Seferis’in sanatını hayatı boyunca etkilediği âşikar: “Sazlar ve kamışlar olan o öteki kıyıda, / Kumsallarında, susamış kürekçiler için / Su bulunan adalar.” Seferis hayatta olsaydı, Kırıka’nın müziğiyle bir an için özlemini dindirebilirdi belki.

No comments: