Thursday, December 26, 2013

2013'te Müzik

2013 yılında en çok sevip dinlediğim albümlerden 'ilk 11' çıkardım:

Marc Ribot's Ceramic Dog / Your Turn
The Drones / I See Seeweed
Roy Harper / Man & Myth
Nick Cave & The Bad Seeds / Push the Sky Away
Black Sabbath / 13
Uncle Acid & The Deadbeats / Mind Control
Kayo Dot / Hubardo
Bill Callahan / Dream River
Billy Bragg / Tooth & Nail
The Handsome Family / Wilderness
The Focus Group / The Elektrik Karousel

Yerlilerden:
Cenk Taner / Yoldan Çıkmış Şarkılar
Yüzyüzeyken Konuşuruz / Evdekilere Selam
Ayyuka / Kiracı Odaları

Saturday, July 6, 2013

T.C. Utanç Ajandası


5 Ocak: Ümraniye Cezaevi (Katliam)
5 Ocak: Selendi Romanları (Sürgün)
9 Ocak: Metin Göktepe (Cinayet)
11 Ocak: Onat Kutlar (30 Aralık: Suikast)
19 Ocak: Hrant (Suikast)
24 Ocak: Uğur Mumcu (Suikast)
24 Ocak: Gaffar Okkan (Suikast)
24 Ocak: Pınar Selek
28 Ocak: Mustafa Suphi ve arkadaşları (Cinayet)

1 Şubat: Abdi İpekçi (Suikast)
19 Şubat: Ulaş Bardakçı (Cinayet)
28 Şubat: (Süreç)

6 Mart: Aliye Kavaf ve eşcinsellik hastalığı (Teşhis)
7 Mart: Çetin Emeç (Suikast)
12 Mart: Askeri Darbe
30 Mart: Kızıldere (Katliam)
31 Mart: "Barış Gelini Projesi": İtalyan Sanatçı Pippa Bacca (Tecavüz/Cinayet)

2 Nisan: Sabahattin Ali (Cinayet)
14 Nisan: Adana/Kilikya Ermenileri (Katliam/Pogrom)
24 Nisan: Anadolu Ermenileri (Tehcir mi???)
24 Nisan: Sevag Bıçakcı (Cinayet)

1 Mayıs: İşçi Bayramı (Katliam)
4 Mayıs: Dersim (Katliam)
6 Mayıs: Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan (İdam)
13 Mayıs: SOMA (Göz göre göre Facia)
18 Mayıs: İbrahim Kaypakkaya (Cinayet)
27 Mayıs: Askeri Darbe
31 Mayıs: Gezi Parkı (Halka İhanet)

3 Haziran: İstanbul’un Köpekleri-Hayırsızada (Katliam)
14 Haziran: İskan Kanunu (Kanun)
21 Haziran: Trakya Olayları (Pogrom)

2 Temmuz: Sivas Madımak Oteli (Kundaklama/Katliam)
4 Temmuz: Çorum (Katliam)
30 Temmuz: 33 (Kurşun)

20 Agustos: Festus Okey (Cinayet)
25 Ağustos: Üzeyir Garih (Cinayet)

4 Eylül: Turan Dursun (Suikast)
6 Eylül: (Pogrom)
7 Eylül: (Pogrom)
12 Eylül: Askeri Darbe
18 Eylül: İstiklal Mahkemelerinin Kurulması (İnfaza Hazırlık)
20 Eylül: Musa Anter (Suikast)

6 Ekim: Bahriye Üçok (Suikast)
8 Ekim: Bahçelievler (Katliam)
10 Ekim: Engin Çeber (Cinayet)
21 Ekim: Ahmet Taner Kışlalı (Suikast)

3 Kasım: Susurluk (Kötü Tesadüf)
11 Kasım: Varlık Vergisi (Adalet)

13 Aralık: Erdal Eren (İdam)
15 Aralık: Struma (Faciaya Yataklık)
17 Aralık: Açılan Kutular (Büyük Yolsuzluk)
18 Aralık: Necip Hablemitoğlu (Suikast)
19 Aralık: Hayata Dönüş (Operasyon)
19 Aralık: Maraş (Katliam)
28 Aralık: Roboski (Katliam)

Monday, December 31, 2012

2012'de Müzik

2012 yılında en çok dinleyip sevdiğim albümler şöyle:

Scott Walker / Bish Bosch
Neurosis / Honor found in decay
Swans / The Seer
Ufomammut / ORO: Opus primum
Goat / World music
Godspeed You Black Emperor! / Allelujah!
Alexander Tucker / Third mouth
OM / Advaitic songs
Getatchew Mekurya & The Ex / Anbassew tezeta
Bob Dylan / Tempest
Leonard Cohen / Old ideas
Rush / Clockwork angels
Tindersticks / The something rain
Shearwater / Animal joy
The Caretaker / Patience

Radikal 2 Yazıları Arşivi (2001-2012)

Şarkıdaki Şiir Hakkında



http://www.iletisim.com.tr/kitap/%C5%9Fark%C4%B1daki-%C5%9Fiir-1892.aspx

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1103315&CategoryID=41

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/edebi-sarki-251136

http://www.bantmag.com/dergi/13/

http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=30443

http://haber.stargazete.com/kitap/sarki-ve-siirin-20-yuzyildaki-yolculugu/haber-697130?fb_action_ids=10151170531338241&fb_action_types=og.likes&fb_source=aggregation&fb_aggregation_id=246965925417366

http://www.okuryazar.tv/index.php/hilmi-tezgor-sarkidaki-siir-20-yuzyilda-populer-muzigin-edebi-yuzu.html

http://birdirbir.org/dergiler/birbir-019/

http://www.sabitfikir.com/elestiri/sarkidaki-siir-edebiyat-ve-muzigin-haritasi

http://www.yalnizlarmektebi.com/sarkinin-politik-mucadeleyle-kesisme-halleri-uzerine-sarkidaki-siir/

Monday, June 18, 2012

Melankoli Meleği: W. G. Sebald


Sebald insanı peşinden sürükleyen bir yazar. Her anlamda... Onu okurken, o da sizi dünya coğrafyasında, hafızasının eşliğinde dolaştırırken, mekanlar sizin dokunduğunuz yerlere dönüşüyor. Oralarda olmasanız da, günün birinde olacağınızı hissediyor ve zaten istiyorsunuz. Austerlitz romanında okuru sürüklediği yerlerden bir tanesi de Naziler’in Prag yakınlarındaki Terezin toplama kampıydı ve ben, romanı okuduğum yılın ertesinde, hiç hesapta yokken kendimi bu kampın tozlu sokaklarında bulmuştum. Büyük acıların sindiği odalara, duvarlara, dar koridorlara onun gözünden baktım biraz da. Gösterilen bir filmde onun aradığı annesini aradım. Terezin şehrinin ıssızlığında, zamanın yavaşlığına bıraktım kendimi. Sonra bir de baktım ki meğer birçok insan düşmüş Sebald’ın peşine. Bunlardan sonuncusu, belki de Grant Gee’nin Sebald belgeseli.

Satürn’ün Halkaları: İngiltere’de Bir Hac Yolculuğu, ki bu kitap Sebald’ın Türkçedeki üçüncü kitabı, bir gezi yazısı. Tabii bu, yapılabilecek en kaba tanım. ‘Anlatıcı ben’ olan Sebald on bölümde İngiltere’nin güneydoğusunu gezerken, anlatının zemini yine başka anlatılara, onlar da başka anlatılara kayıyor. Tabii hepsi bellekten çağrılıp geliyor ve okuyucuyu bir zaman tüneline sokuyor. Bu tünelde Rembrandt’ın Amsterdam’da sergilenen bir tablosu da var, Waterloo Savaşı da; av partileri de var Joseph Conrad da. Ancak bu çağrılanlar -çoğu zaman ölü, bazen unutulmuşlar- fırça darbeleriyle öylesine canlanıyorlar ki, onları tanımış ya da en azından görmüş gibi oluyorsunuz. Yazarın neredeyse hiç yorum katmamasının, hatta ortaya konulana biraz çekingen yaklaşmasının da bu etkiyi artırdığı söylenebilir belki.

Dürer’ün ‘Melankoli Meleği’ ise her Sebald metninde olduğu gibi burada da bayrağı taşıyor, ancak bu melankolinin varlığı, yazarın ‘pathos’dan kaçınmasına engel değil. Fotoğrafların da önemi büyük Sebald ve metinleri için. Çektiği ya da bulduğu fotoğrafları metinlerinin içine serpiştiriyor. Ama hemen ‘duyguları harekete geçiren’ türden, ‘öğretici’ ya da ‘altyazılı’ fotoğraflar değil bunlar. Etrafını saran metinle anlam buluyor ve ‘aura’yı genişleterek bazı şeyleri ima ediyorlar. Fotoğrafların yanı sıra kartlara, biletlere, çizimlere, listelere, ajanda ve takvim yapraklarına da rastlanabiliyor onun kitaplarında, ve tabii Satürn’ün Halkaları’nda:
“Orford’un çatıları ve kuleleri, ağaçların tepelerinin ardından bakıyorlardı, öyle yakın görünüyorlardı ki, elimi uzatsam yakalayacaktım sanki. Bir zamanlar evim gibiydi orası, diye düşündüm ve sonra, karşıdan yansıyan ışık giderek daha da göz kamaştırıcı bir hale gelince, çevredeki renkler de giderek karardı sanki ve birdenbire, değirmenlerin çoktan yok olmuş kanatları rüzgarda ağır ağır dönüyormuş gibi geldi bana.”

Sebald, benzersiz bir yazardı.

ÇOCUK RESMİ

Bir kare çizmiştin, üstüne bir üçgen, onun da üstüne (kenara) iki çizgi ve duman- tamamlanmıştı EV. İnanamaz insan, aslında nelere ihtiyacı ...