Friday, December 7, 2018

Hapiste Şarkı Söylemek

Onların kanunları var ve düzenlemeleri
Hapishaneleri ve kaleleri
(Refah kurumlarını saymıyoruz bile!)
Gardiyanları var ve yargıçları
Çok para alan ve her şeye hazır olan.
E, niye peki?
Bununla dize geleceğimizi mi düşünüyorlar yoksa?
Defolup gittiklerinde, ki bu yakında olacak
Bunların artık işe yaramadığını görmüş olacaklar.
Bunların artık işe yaramadığını.

Onların gazeteleri var ve basımevleri
Bizimle savaşmak
Ve bizi susturabilmek için
(Devler adamlarını saymıyoruz bile!)
Rahipleri var ve profesörleri
Çok para alan ve her şeye hazır olan.
E, niye peki?
Hakikatten bu kadar korkmak zorundalar mı?
Defolup gittiklerinde, ki bu yakında olacak
Bunların artık işe yaramadığını görmüş olacaklar.
Bunların artık işe yaramadığını.

Onların tankları var ve topları
Polisleri ve askerleri
(Az para alan ve her şeye hazır olan)
E, niye peki?
Çok güçlü düşmanları mı var ki?
Bir dur denmesi gerektiğine inanıyorlar
Düşmekte olana destek verecek.
Bir gün, ki bu yakında gelecek
Görecekler bunların artık işe yaramadığını.
Ve işte o zaman da hala bağırarak ‘dur’ diyebilecekler
Çünkü ne tank ne de toplar koruyacak onları!
Ve işte o zaman da hala bağırarak ‘dur’ diyebilecekler
Çünkü ne tank ne de toplar koruyacak onları!

-Bertolt Brecht
(Türkçesi: H.T.)


Friday, November 2, 2018

Arz-Talep Şarkısı (Şiir: Bertolt Brecht, Müzik: Hanns Eisler)

https://www.youtube.com/watch?v=jFMdGTjFy_g

Nehrin aşağılarında pirinç var.
Yukarılarda yaşayanların ise ona ihtiyacı.
Depolarda kalacak olursa eğer
Daha pahalıya gelir onlara.
Mavnayı çekenlere daha az pirinç düşer
Benim içinse ucuzlar iyice.
Hem pirinç nedir ki aslında?

Ne bileyim ben pirinç nedir?
Pirinç nedir bilen var mı?
Allah bilir pirincin ne olduğunu
Benim bildiğim sadece onun fiyatı.

Kış geliyor, insanların ihtiyacı giysi.
O halde bolca pamuk almalı
Ve bu pamuğu stoklamalı.
Soğuk olunca giysiler pahalanır.
Tezgâhlarda çok yevmiye ödenir.
Gereğinden fazla da pamuk birikir.
Hem nedir ki pamuk aslında?

Ne bileyim ben pamuk nedir?
Pamuk nedir bilen var mı?
Allah bilir pamuğun ne olduğunu
Benim bildiğim sadece onun fiyatı.

İnsan gereğinden fazla yemek yer
Böylece giderek artar fiyatı.
Yiyecek olması için daha çok insan gerekir.
İşçiler ucuza yemek yapar ama
Yenen yemek pahalılaşır
Ve giderek daha az insan kalır.
Hem nedir ki insan aslında?

Ne bileyim ben insan nedir?
İnsan nedir bilen var mı?
Allah bilir insanın ne olduğunu
Benim bildiğim sadece onun fiyatı.

-Bertolt Brecht, 1930
(Türkçesi: H.T.)



Saturday, September 1, 2018

50'lik Türkçe Edebiyat Seçkisi (Okunup Sevilenlerden Hareketle Tiyatro/Öykü/Roman)

Adalet Ağaoğlu / Ölmeye Yatmak
Ahmet Hamdi Tanpınar / Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Mithat / Müşahedat
Aziz Nesin / Zübük
Barış Bıçakçı / Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Bekir Yıldız / Öyküleri
Bilge Karasu / Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
Elif Şafak / Mahrem
'Emine' Sevgi Özdamar / Hayat Bir Kervansaray
Fakir Baykurt / Kaplumbağalar
Füruzan / Öyküleri
Haldun Taner / Keşanlı Ali Destanı
Halide Edip / Yeni Turan
Halit Ziya / Mai ve Siyah
İhsan Oktay Anar / Puslu Kıtalar Atlası
Kemal Bilbaşar / Denizin Çağırışı
Kemal Tahir / Esir Şehrin İnsanları
Latife Tekin / Berci Kristin Çöp Masalları
Leyla Erbil / Cüce
Mahmut Makal / Bizim Köy
Memduh Şevket Esendal / Öyküleri
Metin Kaçan / Ağır Roman
Mithat Cemal Kuntay / Üç İstanbul
Murat Uyurkulak / Tol
Murathan Mungan / Kırk Oda
Nahit Sırrı Örik / Kıskanmak
Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar
Oktay Rifat / Bir Kadının Penceresinden
Orhan Kemal / Öyküleri
Orhan Pamuk / Sessiz Ev
Ömer Seyfettin / Öyküleri
Peyami Safa / Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
Refik Halid Karay / Öyküleri
Reşat Enis / Afrodit Buhurdanında Bir Kadın
Reşat Nuri Güntekin / Ateş Gecesi
Sabahattin Ali / Öyküleri
Sait Faik Abasıyanık / Öyküleri
Sevgi Soysal / Yenişehir’de Bir Öğle Vakti
Sevim Burak / Yanık Saraylar
Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Şule Gürbüz / Kambur
Tezer Özlü / Çocukluğun Soğuk Geceleri
Tomris Uyar / Öyküleri
Vasıf Öngören / Asiye Nasıl Kurtulur?
Vedat Türkali / Fatmagül’ün Suçu Ne?
Vüs’at O. Bener / Buzul Çağının Virüsü
Yakup Kadri / Yaban
Yaşar Kemal / İnce Memed
Yusuf Atılgan / Anayurt Oteli

Friday, August 24, 2018

50'lik Dünya Edebiyatı Seçkisi (Okunup Sevilenlerden Hareketle Tiyatro/Öykü/Roman)

Agatha Christie / On Küçük Zenci
Albert Camus / Yabancı
Andrey Platonov / Can
Antoine Saint-Exupery / Küçük Prens
Anton Çehov / Öyküleri
Bertolt Brecht / Cesaret Ana
Dino Buzzati / Öyküleri
Edgar Allan Poe / Öyküleri
Ernest Hemingway / Öyküleri
François Rabelais / Gargantua
Franz Kafka / Dönüşüm
Fyodor Dostoyevski / Yeraltından Notlar
Gabriel Garcia-Marquez / Yüzyıllık Yalnızlık
Georg Büchner / Woyzeck
George Orwell / 1984
Heinrich v. Kleist / Michael Kohlhaas
Henri Stendhal / Kızıl ile Kara
Henrik Ibsen / Hayaletler
Henry James / Ormandaki Canavar
Hermann Broch / Bilinmeyen Değer
Hermann Hesse / Demian
Italo Calvino / Zor Sevdalar
Italo Svevo / Zeno
Jack Kerouac / Yolda
James Joyce / Dublinliler
Jaroslav Haşek / Aslan Asker Şvayk
Johann W. Goethe / Faust
John Steinbeck / Öyküleri
Juan Ramon Jimenez / Platero ve Ben
Jules Verne / İki Yıl Okul Tatili
Kate Chopin / Uyanış
Lev Tolstoy / İvan İlyiç’in Ölümü
Marguerite Yourcenar / Doğu Öyküleri
Michael Ende / Momo
Miguel Cervantes / Don Kişot
Nikolay Gogol / Palto
Nikos Kazancakis / Zorba
Paul Auster / Ay Palas
Raymond Carver / Öyküleri
Robert Musil / Genç Törless
Sadık Hidayet / Kör Baykuş
Sophokles / Kral Ödipus
Stefan Zweig / Korku
Stephen King / Ölü Bölge
Thomas Mann / Venedik’te Ölüm
Ursula Le Guin / Yerdeniz
W. G. Sebald / Austerlitz
William Faulkner / Döşeğimde Ölürken
William Saroyan / Öyküleri
William Shakespeare / Hamlet

Sunday, March 18, 2018

Dört Ninni (İşçi Anneler İçin)

1.
Seni doğurduğum gün ağlıyordu kardeşlerin
çorba için ama yoktu çorbamız.
Seni doğurduğum gün paramız yoktu gaz için,
böylece az ışıkta görebildin dünyayı.

Aylarca içimde taşırken seni
hep senden konuştuk babanla,
ama doktora gidecek paramız yoktu bizim,
boğaz tokluğuna gidiyordu ne varsa.

Sana gebe kaldığım gün yitirmiştik
iş ve ekmek için umudumuzu,
biz işçiler ancak Karl Marks ve Lenin'de
bulabiliyorduk bir gelecek kendimize.


2.
Seni içimde taşırken
yoktu pek çıkar yolumuz,
kötü bir dünya, deyip durdum kendime,
karnımda taşıdığımı bekleyen.

Ve yapmalıyım elimden geleni
sapmasın diye kötü yola.
Karnımda taşıdığım çalışmalı
dünyayı iyileştirmek yolunda.

Ve çitle çevrili kömür dağlarını
görünce dedim ki: dertlenme!
Karnımda taşıdığım yolunu bulup
ısınabilecek bu kömürle.

Ve görünce ekmekleri camın ardında
ve verilmediğini aç olanlara,
dedim ki: karnımda taşıdığım
beslenmeyi bilecek bu ekmekle.

Ve sonra gelip aldılar babanı
Savaşa götürüp öldürdüler.
Dedim ki: karnımda taşıdığım
görmeyecek artık böyle günler.

İçimde taşırken seni
hep şöyle derdim sessizce:
Sen, bedenimin içindeki,
durduramasın hiç kimse seni.

3.
Karnımda taşıdım seni,
ki bir savaştı bu tek başına.
Gebe kalmak cesaretti,
yiğitlikti taşımak karnımda.

Moltke ve Blücher’inkiler
zafer mi sayılırdı, çocuğum,
birkaç bebek bezi bulmanın,
esas zafer sayıldığı yerde.

Zafer dediğin bir yudum süt ve ekmek!
Sıcak bir oda: kazanılmış savaş!
Seni büyütene dek
gece gündüz savaşmam gerek.

Çünkü sana verecek bir lokma ekmek
grev gözcülüğü demek,
büyük generalleri yenmek demek,
tanklara karşı durmak demek.

Büyütebilirsem seni eğer
bu kavgada, ufaklık,
bu, bizimle savaşıp zafere ulaşacak 
bir kişi daha kazanmak demek.

4.
Oğlum, nasıl bir insan olursan ol,
bekliyorlar ellerinde sopalarla şimdiden,
çünkü senin için ayrılan yer bu yeryüzünde
yalnızca çöplük, ki orası da dolmuş zaten.

Oğlum, kulak ver ananın bu sözüne:
Seni bekleyen yaşam, beter olacak vebadan bile
ama ben seni taşımadım karnımda
bir gün sessizce bunlara katlanasın diye.

Neyin yoksa ondan sakın vazgeçme.
Sana vermediklerini almaya bak kendin.
Ben, anan, doğurup beslemiş değilim seni
Gece köprü altlarında uyurken görmek için.

Belki Hint kumaşından yapılmış değilsin,
ne param ne de duam var senin için
ama umarım -ve senden başka yok dayanağım-
işsiz kuyruklarında sürünüp zamanı boşa geçirmezsin.

Geceleri uykusuz yatarken yanında
çoğu kez tutarım yumuk elini.
Şimdiden tasarladıkları savaşlar için sıradasın mutlaka
Ne yapabilirim kirli yalanlarına inanmaman için?

Senin anan, oğlum, hiç bir vakit aldatmadı seni
dünyada bir benzerin yok diyerek.
Ama gene senin anan, bir gün, bir yudum suya hasret
dikenli tellere asılasın diye de büyütmedi seni zorluklarla.

Oğlum, işte bu yüzden, kendin gibilere tutun
ki tüm güçleri toz duman olsun.
Sen, oğlum, ve ben ve bizim gibiler
omuz omuza durmaya mecburuz
dünyada iki ayrı sınıftan insan kalmayana dek,
dünyada iki ayrı sınıftan insan kalmayana dek.

Bertolt Brecht
(Türkçesi: Hilmi Tezgör)

https://www.youtube.com/watch?v=FeeEDR8N8-U


Hapiste Şarkı Söylemek

Onların kanunları var ve düzenlemeleri Hapishaneleri ve kaleleri (Refah kurumlarını saymıyoruz bile!) Gardiyanları var ve yargıçları...