Saturday, November 7, 2026

Ölümünün 10. Yıldönümünde: Leonard Cohen / You Want It Darker (2016)*

2012 yılında çıkan Old Ideas albümündeki ‘Show Me The Place’ isimli şarkıda şöyle diyor Leonard Cohen: “Acı çekmenin nerede başladığını göster bana. (...) Gökkuşağını severdim / Manzarayı severdim / Sabahın erken saatlerini sevdim / Yeni başlangıç zannederdim sabahı / Ama kapıldım karanlığa bebeğim / Senden beter kapıldım ona / Kapıldım karanlığa...”

Old Ideas’tan dört yıl sonraki albümüne You Want It Darker (Daha Karanlık Olsun İstiyorsun) ismini verdi. Albümün şarkı sözlerine/şiirlerine bakıldığında, Cohen’in çok yaklaştığından emin olduğu ölümüne hazır(lanmış) olduğu hemen fark edilir. “I’m ready, my Lord” der daha ilk şarkıda: “Artık hazırım Tanrım.” Ve bu cümleyi her nakaratın sonunda tekrarlar. Ve ölüm haberi geldiğinde ise, bu albüm çıkalı daha 17 gün olmuştur.

Bob Dylan ile Leonard Cohen 20. yüzyılın popüler müziği ile şiirin kesiştiği yerde duran iki büyük isim, kuşku yok ki. Elbette başkaları da var ama bu iki ismin kapladığı yer çok büyük. “Dylan ortaya çıktığında herkesin aklını başından aldı,” demişti Amerikalı Beat şairi Allan Ginsberg, “Yani, Leonard Cohen hariç herkesin... O zaten benzerini yapıyordu.”

*

1934 Westmount/Kanada doğumlu Leonard Cohen, 1956’da çıkan Let Us Compare Mythologies (Haydi Mitolojileri Karşılaştıralım) isimli ilk şiir kitabıyla dikkat çekmişti. McGill Üniversitesi’nde öğrenciyken, önce kitabın reklamını yaparak para toplamış, sonra da bu parayla kitabını bastırmış.

“Sevdiğim ilk şair Federico Garcia Lorca olmuştu. Bu dünya bana çok aşina gelmişti, dilinin içine girmiştim, bunun dilin varlık nedeni olduğu hissine kapılmıştım. Çok canlıydı. Daha sonra William Butler Yeats’i sevdim ve bir süre şiir çok ilgimi çekti. Bu şiirlere cevap vermek istiyordum. Sizi etkileyen, size dokunan her şiir cevap gerektiren bir çağrı gibidir. İnsan bizzat kendi hikâyesiyle buna cevap vermek ister. Romanlar beni daha ziyade suskunluğa sürüklerdi. Hiçbir zaman romanlara cevap verme ihtiyacı hissetmedim.”

1966’ya kadar şiir kitaplarının sayısı dörde çıkar: The Spice Box of Earth (Yeryüzünün Baharat Kutusu), Flowers for Hitler (Hitler’e Çiçekler), Parasites of Heaven (Cennetin Asalakları). Montreal’de, şiirle müzik arasındaki sınırların iç içe geçtiği performansları olur ve iki de roman -The Favourite Game (En Sevilen Oyun, 1963) ve Beautiful Losers (Görkemli Kaybedenler, 1966)- yayımlar. Aşkın tezahürleri, mitoloji, kutsal kitaplara göndermeler, varoluşçu acılar ve kültürel birikiminin yansımalarıyla doludur bu kitaplar. Özgün ve şiirsel dile sahiptirler:

“Çocuklar yaraları madalya gibi sergiler. Âşıklar yara izlerini açıklanacak sırlar niyetine kullanır. Yara izi, söz ete büründüğünde ortaya çıkandır. Herhangi bir yarayı, savaşın onurlu yaralarını sergilemek kolaydır. Bir sivilceyi göstermekse zordur.” (The Favourite Game)

“Kilise’yi otomobilleri ele geçirmekle, sivilcelere sebep olmakla suçluyorum, Kilise’yi yeşil mastürbasyon tuvaletleri inşa etmekle suçluyorum, Kilise’yi Mohawk danslarını yamyassı etmekle, halk şarkılarını bir araya toplamamakla suçluyorum.” (Beautiful Losers)

İlk müzik albümü ise ancak 1967’de çıkar ve beklediğinden fazla ilgi görür: Songs of Leonard Cohen. Artık onun şiiri ile müziği birleşmiştir. 2016’daki son albümüne kadar da hep bir arada kalacaktır.

“Şiirinde geliştirdiği sorgunun melodi ve armoniyle yeni bir vücuda dönüşmesi noktasında şarkı söyleme tarzındaki abartısız, özgün yapı şiirin kendi dilini de şarkının içinde güçlü bir şekilde yedirmesini sağlamıştır. (…) Şiirlerinde olduğu gibi, şarkılarında da tüm varoluşsal sorgunun yanında, sokağın kokusu, renkliliği, acımasızlığı, yarattığı ilişkisizlikler ve doğurduğu tutku, aşk şarkılarının temel taşı olacaktır.” (Kahyaoğlu, 324)

‘Suzanne’den ‘A Thousand Kisses Deep’e, ‘The Partisan’dan ‘Democracy’ye, ‘First We Take Manhattan’dan ‘The Future’a uzanan, uzun, geniş, kalabalık ve yalnız bir dünya... İsmini şairin en sevilen şarkılarının birinden alan ve Lian Lunson’un yazıp yönettiği I’m Your Man belgeselinde Leonard Cohen şöyle konuşur: “Bana kadınlara çok düşkün olduğumu söylediler hep. Acı bir şakaydı bu, bana on binlerce yalnız geceye mal olan.”

*

Leonard Cohen’in son stüdyo albümü You Want It Darker, aynı isimli şarkıyla açılıyor: “Eğer krupiye sensen, ben oyunda yokum / Eğer şifacı sensen, ben sakatım, felç olmuşum / Eğer seninki zaferse, benimki utanç olmalı / Daha karanlık olsun istiyorsun / Söndürüyoruz biz de alevi.”

‘Cohen’in tarzı’ denebilecek bu tür yüzleşme, hesaplaşma ve çatışmalar bu albümde de önemli bir yer kaplıyor. ‘Treaty’ şarkısında “Kızgın ve yorgunum hep” der şair. “Keşke bir anlaşma olsaydı / Bir anlaşma olsaydı senin aşkınla / Benim aşkım arasında.” Bitmiş olan bir aşkın şarkısıdır bu. Hakeza ‘On the Level’ da öyledir. Ama bu tür ayrılık sonrası hesaplaşmaların ya da ‘If I Didn’t Have Your Love’ınki gibi romantik sözlerin yanında, artık ve ancak yaşlanmış bir insanın edebileceği sözler belirgindir. ‘On the Level’da “Bana gülümsedin / Sanki gençmişim gibi / Nefesimi kestin (…) Ama yaşlıyım ve artık / Olaylara farklı bakmalıyım” der.

‘Leaving the Table’ isimli şarkının sözlerinde ise “Masadan kalkıyorum” diye seslenir karşısındakine, “oyunda yokum”. ‘You Want It Darker’ şarkısında da “oyunda yokum” diyen Cohen burada da aynı cümleyi tekrarlamaktadır. Şöyle devam eder: “Özre ihtiyacım yok / Suçlanacak kimse de kalmadı / Bir sevgiliye ihtiyacım yok / Sefil canavar evcilleşti artık / Bir sevgiliye ihtiyacım yok / Öyleyse söndür alevi.”

Albümün en melankolik tınlayan bestesi ‘Traveling Light’ta artık veda eden bir Leonard Cohen ile karşı karşıya kalırız: “Bagajım hafif / Veda ediyorum / Bir zamanlar parlaktı / Batan yıldızım // Geç kalıyorum / Barı kapatacaklar / Ucuz bir gitardı / Çalıp durduğum / Bagajım hafif.”

Cohen’in hayattayken yayınlanan son albümünün son şarkısı ‘Steer Your Way’dir. Burada yüzünü tarihe çeviren şair, ölümün de ‘akışta kalmak’ olduğuna, kalbin yola devam etmesi gerektiğine işaret eder. “Kalbini yönlendir gerçeğin ötesine / Düne inandın / Temel İyilik gibi / Yolun Bilgeliği gibi / Kalbini yönlendir, değerli kalbini / Önünden geç, satın aldığın kadınların / Yıldan yıla / Aydan aya / Günden güne / Düşünceden düşünceye.”

“Kalbini yönlendir, ey kalbim / Sormaya hakkım olmasa da / İşin hakkından gelmesi / Mümkün olamayacak kişiye / Kim bilebilir onun hüküm giydiğini? / Kim bilebilir ki o vurulacak? / Yıldan yıla / Aydan aya / Günden güne / Düşünceden düşünceye.”

Leonard Cohen, hiç kuşkusuz, şiir ile şarkı sözü arasındaki sınırların ortadan kalktığı; birinin, diğerinin yerini hiç buharlaşmadan alıverdiği az sayıda ozan-şarkıcıdan biri. Ve onun sanatı, kalplerde yaşamaya ve yol göstermeye devam ediyor.

*

Ölümünden iki yıl sonra, geride bıraktığı defterlerinden oluşturulan şiir ve şarkı sözü kitabı The Flame (Alev) yayımlandı. Bu alev, son stüdyo albümü You Want It Darker’daki alevdi. Yazmaktan vazgeçirmeyen alev. Ve bu kitabı yayına hazırlayan oğlu Adam Cohen’in önsözde yazdıkları, ölüme hazırlanarak giden şaire çok yakından bir bakış sunuyor. Bu nedenle önsözün çevirisini bu yazıya taşımak istiyorum:

“Bu cilt, babamın bir şair olarak yaptığı son çalışmaları içermektedir. Keşke tamamlandığını görseydi. Hem onun elinde daha iyi, daha gerçek, daha cömert, daha düzgün bir kitap olacağı için, hem de okurları için aklında olan şekle daha yakından benzeyeceği için... Kitapla uğraştığı ve hayatta kalmaya çalıştığı zor dönemde, düzenli olarak uğrayan benim gibi birkaç kişiye ‘rahatsız etmeyin’ e-postaları gönderirdi. Akut ağrılarına ve vücudunun zayıflamasına karşılık titiz bir biçimde meditasyona olan bağlılığını korudu. Bana sık sık, zengin ve karmaşık yaşamı boyunca kullandığı tüm sanat ve yaşam stratejilerinin yanında, yazmanın onun tek tesellisi ve en gerçek amacı olduğu bilincine daha fazla sadık kalmayı dilediğini söylerdi.

Babam, her şeyden önce bir şairdi. Defterlerinde kaydettiği gibi, bu mesleği ‘Tanrı'dan gelen bir görev’ olarak görüyordu. (Tire işareti Tanrı'ya duyduğu saygıyı gösterir; ilahi ismi İngilizce bile olsa yazmak istememesi eski bir Yahudi geleneğidir ve özgürlüğüyle karıştırdığı sadakatinin bir başka kanıtıdır). ‘Din, öğretmenler, kadınlar, uyuşturucu, yol, şöhret, para... hiçbir şey beni sayfaları karalamak, yazmak kadar uçuramaz ve acılarımı dindiremez.’ Bu amaç beyanı aynı zamanda bir pişmanlık beyanıydı: Edebiyata adanmışlığını, kötü babalık, başarısız ilişkiler ve mali durumu ile sağlığına gösterdiği özensizliğe bir açıklama olarak sunuyordu. Az bilinen şarkılarından birini (ve favorilerimden birini) hatırladım: ‘Güzellik için çok uzaklardan geldim, çok şey bıraktım geride.’ Ama görünen o ki yeterli değildi: yeterince bırakmamıştı ona göre. Ve biliyordu ki bu kitap, onun sunacağı son şeydi.

Çocukken, dükkândan şeker almak için babamdan para istediğimde, bozuk para için ceketinin ceplerine bakmamı söylerdi. Ceplerini karıştırırken her zaman bir not defteri bulurdum. Hayat ilerledikçe, ona çakmağı veya kibriti olup olmadığını sorunca da çekmecelerde kâğıt ve defterler bulurdum. Bir keresinde ona tekila var mı diye sorduğumda buzdolabına yönlendirildim ve orada da yolunu şaşırmış, donmuş bir defter buldum. Aslında, babamı tanımak demek (pek çok harika şeyin arasında) kağıtları, defterleri ve (seçkin bir el yazısıyla notlar alınmış) kokteyl peçeteleri her yere dağılmış olan bir adamı tanımaktı. Bunlar otellerdeki komodinlerden ya da 99 sentlik mağazalardan gelirdi; yaldızlı, deri ciltli, süslü ya da başka bir şekilde önemli bir görünüme sahip olanlar asla kullanılmazdı. Babam mütevazı kapları tercih ederdi. 1990'lı yılların başlarına gelindiğinde, babamı en çok tanımlayan şeye adanmış bir yaşamı içeren defterlerinin kutularıyla dolu dolaplar vardı. Yazmak onun varoluş sebebiydi. Savunduğu ateşti, beslediği aleviydi. Ve asla sönmedi.

Babamın çalışmaları boyunca yinelenen birçok tema ve kelime var: donmuş, kırık, çıplak, ateş ve alev. İlk albüm kapağının arkasında (daha sonraki bir şarkısında söylediği gibi) ‘Joan of Arc’ı takip eden alevler’ var. Bir Yahudi duasını hınzırca kullanan kaderle ilgili bir şarkısında ‘Kim tarafından yakıldı?’ diye sormuştu. ‘Seni kıskandırmak için ince yeşil bir mum yaktım.’ O mum, pek çok tutuşmanın ilkiydi sadece. Eseri boyunca yaratılış ve yıkım, ısı ve ışık, arzu ve tatmin için ateşler ve alevler vardır. Ateşler yaktı ve onlarla özenle ilgilendi. Sonuçlarını inceledi ve kaydetti. Tehlikeleri onu harekete geçirdi. Sık sık diğer insanların sanatında yeterince ‘tehlike’ olmadığından söz eder ve ‘alevler içindeki bir düşüncenin heyecanını’ överdi.

Bu ateşli meşguliyet son ana kadar sürdü. ‘Daha karanlık istiyorsun, söndürüyoruz alevi’ diye vurguladı son albümünde, ayrılık albümünde. 7 Kasım 2016'da öldü. Şimdi her şey daha karanlık, ama alev söndürülmüş değil. Karartmış olduğu her sayfa, yanan bir ruhun süregiden kanıtıydı.”

*

Leonard Cohen’in ölüm haberi Donald Trump’ın başkanlık haberiyle kesişmişti. “Artık bir çağın kapandığı, bazı şeyleri yitirdiğimiz, yeni ve belirsiz şeylere gebe olduğumuz duygusu” hâkim olmuştu bazılarımızda. Hüzünlü günlerdi. Bir söyleşisinde “Hayat yitirmektir” diyor Cohen, “İnsanoğlu aşkını yitirir, sesini yitirir, hatta müziğini yitirir. Yitirilen her taşı kayda geçirmezsiniz. Yitirmek üzerine konuşabildiğiniz, şarkı söyleyebildiğiniz sürece sorun yoktur. Yıllar geçtikçe yitirmeye karşı bir şey yapamayacağınızı öğrenirsiniz. Boş verirsiniz. (…) Mesele bir iz bırakmak, bir şeye imza atmak değildir.”

Yazıyı The Flame kitabından bir şiirle bitirelim: “Cesaret için duacıyım / yaşlandım artık / hastalığı ve soğuğu / selamlamak için // Cesaret için duacıyım / gecenin içinde / yükü omuzlayabilmek için / hafif olsa keşke // Cesaret için duacıyım / acının gelip / tırmanmaya başladığı / zaman içinde // Cesaret için duacıyım / sonunda / ölümün bir arkadaş gibi / geldiğini görmek için.”

 

Kaynaklar:

https://www.theguardian.com/books/2018/oct/30/the-flame-by-leonard-cohen-poetry-lyrics

*Bu yazı Bir Plaktan İçeri isimli kitabımdan alnımıştır.



 

 

Ölümünün 10. Yıldönümünde: Leonard Cohen / You Want It Darker (2016)*

2 012 yılında çıkan Old Ideas albümündeki ‘Show Me The Place’ isimli şarkıda şöyle diyor Leonard Cohen: “Acı çekmenin nerede başladığını gö...